| |

| |
|
| |
19/12/2008

Bir gun sende beni arayacaksin. Bos odalari gezecek ve diyeceksin ki "keske burada olsaydin"
Baktigin her gerceklikten kacacaksin.
Ama beni baktigin yerde bulamayacaksin.
Ayni benim bulamayislarim gibi,icini bir huzun kaplayacak.
Iste o an yalnizsin.
Uzanan ellerin bos donecek geri.Icin yanacak sonra ve gozlerin zorlayacak seni.
Damla damla sevgi sozcukleri,pismanligin yazilacak yanaklarina. Ama vakit eskisi gibi olmayacak ve sen gec kalmis olacaksin.
Icinde yanan ates alev alev kavuracak seni.Sen sen olduguna isyan edeceksin.
Eline eski resimleri alip bir ah cekeceksin.
Iste o an pismansin.
Bir aksam karanliginda acacaksin pencereni.Yildizlar a analatacaksin icindekileri.
Bos sokagi seyredip,yollara soracaksin beni.
Cevapsiz sorularin artacak ve yagmur baslayacak bir anda.Her damlada beni hatirlayacaksin.
Sonra telefona uzanacak ellerin,benim numarami tuslayacaksin. Karsina dit dit sesleri cikacak ve cildiracaksin.
Iste o an umutsuzsun.
Beni soracaksin beni taniyan herkese.Ummadigin cevaplar alacaksin.
Yaz ortasinda sonbahara doneceksin. Yapraklarin dokulecek bir bir.
Cicek acmayacak yediverenlerin.
Solmaya basladiginin farkina varacaksin.Gunler tekrar tekrar ayni seyleri yasatacak sana.
Geceye yuruyeceksin. Karanlik daha bir hosuna gidecek.
Iste o an sen sen degilsin.
Sonra beni silmeye calisacaksin hucrelerinden. En zorlu sinavin baslayacak.
Kalbin ve beynin carpisacak her an.Mantik ve sevgi birbirine girecek.
Agir yarali,komada, bitkin bir halde uyanacaksin sonra.Beni iste o an anlayacak ve yeniden yasama doneceksin.
Artik beni silmis olacaksin.
Tum bunlari gectiginde sil bastan alacaksin kendini.
Yeni gerceklikler, yeni yarinlar kuracaksin kendine. Bu noktadan sonra ne beni hatirlayacaksin ne kendini.
Artik sen yepyeni bir sen olmus olacaksin.Ama bir noktayi atlamis olacaksin.
Ne yaparssan yap,nereye gidersen git,hep benim bir parcami yaninda tasiyacaksin.
Simdi ac gozlerini,en zorlu sinavin basliyor.
Ben yokum,sen de yoksun.
Sadece kelimeler var. Gunaydin........... alinti.
3/10/2008


İçimde garip bir telaş, yüreğimde tuhaf bir hüzün var bugün... Ellerimi buldum diyeyim, gözlerim kayboluyor; gözlerimi anladım diyeyim sözlerim karışıyor... Kime kızıyorum, kime kırılıyorum, bilmiyorum!!!
Sus pus bilgisayarın başına oturdum, yazıyorum yine... Düşünüyorum niye yanımda değil, niye, niye, niye...
Bazen de düşünüyorum herşeyi, bir kişiye bağlayıp sevdadan deli divane olmak değil ki benimkisi, güzeli özlemek iyiyi sevmek aslında kimsenin bilmediği... Beni anlayacak mı bir gün, hiç bilmiyorum...
Anlamayanları da bilmiyordu ki anlasın, o sadece küçük bir zaman diliminde kuşandığım sevdaydı, ben bilemedim bunu, belki de o biliyor, olmayacağını, olamayacakları, inadımın sonunun hayıra alamet olmadığını..
. Öfkem belki de ona değil, onsuz hayatın bana sunduğu sahnelere... O yok mu??? Yok!!! Zaten öyle biri de yok, demi??? Cevabım yok!!! Cevabım yok, yok, yok!!! Gelecekte olacak mı, olmayacak biliyorum!!!
Ama sevdanı öyle bir kuşanmışım ki üzerime, hayata karşı zırhım, insanlara karşı inadım, kötü ve çirkin olan herşeye karşı mücadelemi içimde sevdan dediğim kuşanmışlığımla sağlıyorum!...
Sen bunu nerden bileceksin ki, zaten bilseydin de bilemezdin, anlayamazdın beni...
Sen benim vazgeçemediğim MASUM yanımsın!!!...
Belki de iki dünya bir araya gelse, beni dar ağacına götürseler vazgeçemediğim masum yanım... Bazen hayatın karanlığı ve zorlukları öyle yoruyor ki sana kaçıyorum ben de, yani masum yanıma..
. Kimi sevda diyor, kimi aşk, kimi özlem, kimi iyi olmuş, kimi güzel yazı... AMA BİLMİYORLAR Kİ BEN MASUM YANIMLA KONUŞUYOR, ONU ÖZLÜYORUM!...
Belki de konuştuğum kendimim, bunu bile bilmiyorum...
Sen bilirsin, kimi sevsem yanlıştı... "AŞK YANLIŞ SEVER " demiştim ya tıpkı öyle...
Yokluğuna alıştım, en çok korktuğum da buydu, yokluğuna alışmak... Ama yokluğunda yaşadıklarıma hala alışamadım... Bir yokluk ancak bu kadar yokluk olabilirdi...
SEN BİLMİYORSUN AMA O YOKLUKLA GELEN KİMSELERDE YOK ARTIK HAYATIMDA, KİMSEYİ İSTEMİYORUM ÇÜNKÜ...
Seni özlüyor muyum, özlüyorum, tıpkı çocukluğumda oynadığım sokakları özler gibi, tıpkı ağlayarak annemden pamuk şeker ister gibi.... MASUMCA ve ÇoCUKCA.. __________________
alinti.
| | |
16/9/2008

Bile bile girdim bu oyuna. Ne olursa olsun hep dışında kalacağımı bile bile, beni oyununa al istedim. Bir kenarda durup senin yaşamını izleyerek sessizce sıramı bekledim. Ve hep sevdim seni. Sen gülerken, ağlarken, severken, kanarken, kanatırken, orada öylece durup sevdim seni. Elimden de başka birşey gelmedi. Hiç şikayet etmedim senden. Hiç şikayet etmedim sevginden. Hiç şikayet etmedim sevgisizliğinden. Asla sevilmek için sıramın gelmeyeceğinden. Bilerek girdim bu oyuna. Ve çıkıp gitmeyi, seni bırakmayı, seni artık sevmemeyi göze alamayacağıma göre şikayet etmeye de hakkım yoktu. Kendimce sebepler buldum. Kendimce haklar verdim, kendimce haklar aldım kendimden. Sadece küçük bir ihtimal için kendimce senin oyunlarınla savaştım.Senin hayatın tüm gerçekliğiyle sürüp giderken gözlerimin önünde, ben kendime yalanlardan bir yaşam yarattım. Hiç şikayet etmedim. Hiç suçlu aramadım. Çünkü ben bunları sadece kendim için yaşadım. Kendim için sevdim seni. Seni sevmek beni yaşama yakın tuttuğu için. Seni sevdikçe kendime bağlandığım için. Seni sevdikçe herşeyi sevdiğim için. Ben bunları kendim için yaptım. Hiç bir zaman bir hayatım olmayacağını bile bile. Senden bir hayat istemeye hakkım olmadığını düşüne düşüne. İçten içe beni çok sevmeni isteyerek ve bunun hiç olmayacağını bilerek sevdim seni. Elimden de başka bir şey gelmedi. Sonra yoruldum orada öylece durmaktan. Dahil olmadığım bir yaşamı izleyerek içindeymişim gibi davranmaktan. Yoruldum dışarıda kalmaktan. Buna hakkım yoktu farkındaydım. Çünkü ben bunları kendime, kendim yaptım. Zor zamanlarında elinden tutarken bunun bir anlamı olmadığını bile bile yaptım. Sen ağlarken kanayan yüreğimin yalvarışlarını duymayacağını bile bile sarıldım sana. Sen hayattan vazgeçerken umurunda olmadığını bile bile yalvardım. Sadece bir an için seni mutlu edebilirsem, dünyanın en mutlu insanı olduğum için çırpındım seni mutlu etmek için. Sadece kendim için. Aciz bir aşktı bu. Bencil bir aşktı bu. Çaresiz ve imkansız bir aşktı bu. Ama yine de çok büyük bir aşkla yaşadım bunları. Sadece kendim için yaşadım. Yoruldum sonra. Sen de benim için birşeyler yap istemeye başladım. Benim için yapacak hiç birşeyin olmadığını bile bile istedim. Mesela sevebilirdin beni. Seni sevdiğim kadar olmasa da sevebilirdin, az da olsa, bir anlık da olsa, gücün ne kadarına yetiyorsa mesela…
vazgeçtimsenden.com alinti
28/8/2008

Kelimeler arasında gidip geliyor ömrüm.
Bir türlü bir yerde durmayı beceremiyor.
Hangi kelimeyi yan yana getirsem, hep eksik kalıyor anlatamıyor halimi.
Oysa tek sırdaşımdı cümleler, konuştukça dinlenir hatta yazdıkça azalırdı içimde biriktirdiklerim.
Şimdilerde bütün kelimeler kırık kırık geliyor avuçlarıma.
En kırık satırbaşı olarak kalıyor sonra bütün keşkelerim. Çocukluğumdan kalma bir huysuzluğum var geride.
Ey mazim! Sen benim tek anlamsızlığımsın.
Bütün mutlu anlarımı seninle hesaplıyorum, elimde kala kala sadece hüzün kalıyor.
Eğik geçiyorum bütün dünlerimin önünden. Şimdi ki halimle gurur duyamıyorum.
Parmaklarımın ucuna basarak geçtim gençliğimin yanından dün. Tanımadı beni. Bende bakamadım o tarafa, çekindim mi bilmem…
Belki de kırgınım bu kadar vefasız oluşuna.
Bir haber vermeden çekip gidişine içerledim.
Oysa ne kadar anımız vardı birlikte, hiç ayrılmayız gibi yaşamıştık her ânı.
Ama şimdi tanımıyor bile beni.
SAADET BAYRI
4/6/2008
Yüregimin hangi ucundan tutsam dökülüyor. Ahh bir diyebilsem acilarimi sana…basimi gögsüne yaslayip öyle aglamak istiyorum ki annem.
Anlatabilsem; bir söyleyebilsem aciyan yanimi…bütün hatalarima ragmen yine canim dersin bilirim.Yine öpüp koklarsin saclarimi. Yanlislarimi yüzüme vurmadan silersin gözyaslarimi.
Anlatamam annem… ve sana titreyen ellerimle yazdigim; her harfi kan,her kelimesi isyan olan su satirlari postalayamam. üzülürsün, cigerlerin sökülür, gözyasin akar geceler boyu, bana aglarsin…sana kiyamam! Yalnizligimla, hasretlerimle senide bogamam.
Oysa Sana öyle muhtacim ki annem! yakilan hayallerimin külünü savurmak, sürgün edilen yarinlarimi kurtarmak,terk edilislerimi sevginle sarip, horlanislarimi sefkatinle unutmak istiyorum.
Yine yatabilsem dizlerine, kokunda yakalasam huzuru,sacimin her telini oksayan o nasirlasmis, burusmus parmaklarinla, gözpinarlarima dolan yaslari siler gibi…siliversen yasadigim herseyi. Hic kimsenin hic bir seyi olmadan sadece senin kizin olabilsem yine...
Mümkün mü annem? Hayat icimde bu kadar cok kanarken sesini duymaya…canim anam demeye gücüm yok. Dayanamam; sesinin sicakliginda erir buz daglarim, akiverir yüregine, benim yüregimden akan lavlar dokunur senin hücrelerine…yanarsin!
Bilemedim anam. Senden gayri sevecek yar, vefali dost olmayacagini anlayamadim. ben kirdim sen affettin her seferinde. Ben unuttum sen hatirlattin yavrum dedikce; canimda can, kanimda kan oldugunu… simdi ögrendim.
Yüregim üsüyor annem, hayat kaniyor icimde…derman olsana yine…
alinti
25/5/2008
|
Aşk bir yumak haline gelip boğazına sarılıverir insanın bazen. İşler çözülmez haldedir ve bu kördüğüm insanı istemediği şeyler yapmaya zorlar çaresiz. Birbiri ardına yapılan yanlışların en büyük nedeni ise kaybetme korkusudur. Bu korku bir kez girdi mi insanın yüreğine o andan sonra akıl ve mantık sürgüne gönderilmiş iki mahkuma dönüşüverir birden.
Siz aşkınıza sahip çıkmaya çalıştıkça o kördüğüm giderek büyür ve bir süre sonra yumağın ipleri boğmaya başlar. Kurtulabilmek için çırpındıkça bir başka canavarın, kıskançlığın ellerine teslim olursunuz.
Öyle bir canavardır ki kıskançlık, beraberinde tedirginliği, endişeyi ve huzursuzluğu da getirir. Beyni böcek gibi kemiren soruların başlıca kaynağı da kıskançlıktır. Terk edilme ihtimaliniz çoğaldıkça sorular artar. Kesin ve net yanıtı yoktur hiçbir sorunun. Onun bir başkasıyla olabilme ihtimalini, düşünmek, uykusuz gecelerin, verimsiz günlerin habercisidir.
Mantık ve akıl sürgündeyken sizi terk etme ihtimali olan sevgilinin her davranışı, her sözü sadece ve sadece kıskançlık süzgecinden geçirilecektir.
Bir zamanlar minik oyunların, aşka katılan tadın sebebi olan kıskançlık, sevgiliye düşmanlık duymanıza neden olacaktır artık. Ve düşmanlık insanın içindeki şiddeti körükleyecektir elbette.
Kıskançlık ateşini bastırmaya kalkmak, başka şeylerle ilgilenir gibi görünmek bataklıktan çıkmaya çalışan insanın hareket ettikçe çamura daha da gömülmesine benzer. Yanlış, yanlış üstüne eklenir.Mantık ve aklın ardından benlik ve kişilik de çıkar sürgüne. Siz sevgiliyi kaybetmeme uğruna değişmeye çalıştıkça yüreğinizdeki huzursuzluk sizi yerinizde bir dakika bile oturamaz hale getirir. Üstelik değişmek uğruna yapılan hatalar sevgiliyi kaybetme ihtimalini daha da güçlendirir.
Kıskançlığa tamamen teslim olmuşsunuzdur artık. Bu noktaya nasıl geldiğinizi hatırlamazsınız bile. Hangi olay, hangi kişi neden olmuştur bir önemi de yoktur artık. Şiddet yavaş yavaş kendini göstermeye başlar.
Kendinize ya da ona zarar verme duygusunun kıyısında dolaşıp durursunuz.
Bu duygudan kurtulmanın tek yolu, bütün bunlara konu olan sevgiliden kurtulmaktır. O sevgilinin diktiği ama üzerinize tam oturmadığını bildiğiniz halde giymekte ısrar ettiğiniz aşk giysisini çıkarmanın zamanı gelmiştir. Bu tutsaklığı yaşamaktansa kar altında çıplak kalmak çok daha iyidir. Ve elbette, üzerinize tam oturan bir giysi, bir yerlerde sizi beklemektedir...alinti
|
|
25/5/2008
Satılık Köpek Yavruları" ilanının altında küçücük bir çocuğun kafası gözüktü.
Çocuk dükkan sahibine sordu; "Köpek yavrularını kaça satıyorsunuz?"
Dükkan sahibi; "30 dolarla 50 dolar arasında değişiyor fiyatları" dedi.
"Benim 2 dolar 37 sentim var" dedi çocuk, "Bir bakabilir miyim yavrulara?" Dükkan sahibi gülümsedikten sonra bir ıslık çaldı ve kulübeden beş tane yumak halinde yavru çıktı. Yavrulardan biri arkadan geliyordu.
Küçük çocuk yürümekte zorluk çeken sakat yavruyu işaret edip sordu; "Bunun nesi var?"
Dükkan sahibi onun kalça çıkığı olduğunu ve hep sakat kalacağını açıkladı.
Küçük çocuk heyecanlanmıştı. "Ben bu yavruyu satın almak istiyorum."
Dükkan sahibi; "Hayır, o yavruyu satın alman gerekmiyor. Eğer gerçekten istiyorsan, o yavruyu sana bedava veririm."
Küçük çocuk birden sinirleniverdi.
Dükkan sahibinin gözlerinin içine dik dik bakarak; "Onu bana vermenizi istemiyorum. O da diğer yavrular kadar değerli ve ben fiyatını tam olarak ödeyeceğim. Aslında, size şimdi 2 dolar 37 sent vereceğim ve geri kalan borcumu da her ay 50 sent olarak tamamlayacağım."
Dükkan sahibi çocuğu ikna etmeye çalıştı; "Bu köpeği gerçekten satın almak istediğini sanmıyorum. Bu yavru hiç bir zaman diğer yavrular gibi koşup, zıplayamayacak ve seninle oynayamayacak.
Bunun üzerine küçük çocuk eğildi, pantolonunu sıvadı ve büyük bir metal parçasının desteklediği sakat bacağını dükkan sahibine gösterip tatlı bir sesle,
"Ben de çok iyi koşamıyorum ve bu yavrunun kendisini çok iyi anlayacak bir sahibe gereksinimi var" dedi.
17/5/2008

At savur at sevdayı bir yere fırlat Bitti sayıp acıyı kaldır öyle at.. Sor herkeze sor acılar unutuluyor Ağlayınca gözlerinden silinmiyor Aşk herdafasında bak bulunuyor Bırakırım zamanı öyle birazda Sen olmadanda yine geçer nasılsa Hatırla bunları sakın unutma Diyordun ama o zaman gülüyordun Yanımdaydın canımdaydın Şimdi nasıl geçer bu ömür…
Susma söyle nasıl yaşar böyle insan Susma konuş hadi anlat büyük insan Söyle bir aşkmı çare olurdu zaman mı böyle Kaldırıp atardık ya sevdayı..
Susma söyle nasıl yapar bunu insan Susma nasıldı anlat hadi ayrılırsam Söyle hayatmı çare bulurdu kendim mi böyle Büyük aşklar böyle mi biterdi???
At silip at aşkları bir yere fırlat Bitti sanki derdini kaldır öyle at.. Sor ne olur sor sen benden ayrılırsan Ne olur düşünde bir ömür durdursam Aşk herdafasında bende ararsan Bırakırım kendimi öyle birazda Sen olmadanda ben yaşarım nasılsa Hatırla bunları sakın unutma Diyordun ama o zaman gülüyordun Yanımdaydın canımdaydın Şimdi nasıl geçer bu ömür…
Susma hani aşk insanı zaten bulurdu Susma hani yıllar aşka çare olurdu Söyle yıllar mı daha hızlı bir kurşun mu Böyle sensiz hergün biraz yok oluş mu…
13/5/2008

Korkum Sevmek Değil; Korkum Sevipte Ayrılmak…
Korkum Kurşun Yemek Değil; Kalleşçe Vurulmak…
Korkum Ölüm Değil; Senin Tarafından Unutulmak…
Aşk var mıdır dünyada diye çevremdekilere soruyorum.Kimse cevap veremiyor.Sonra dönüp kendime soruyorum derinliklerden bir ses duyuyorum.Şaşılacak bir ses bu ,çünkü ruhumun sesi,bedenimin haykırışları....'Hayır diyor dünyada aşk diye bir şey yoktur.
Sadece sevgi vardır.Sonuna kadar gitmektir bunun diğer adı.Yalan karışmadan,ihanet karışmadan sonuna kadar yüreğini koymaktır'.
Evet ben aşka inanmıyorum.Çünkü yalan,sabun köpüğüne benzeyen,dokunduğun zaman ,sevdiğini sandığın kişiye sahip olduğun zaman biten bir şey ve ben bu şeye olan güvenimi yıllar önce yitirdim.
Çok tanıyorum aşık olduğu kişi için intahara kalkışan şahısları sonra birleşince sonuç ilginçtir ki balon gibi sönen aşklari.......
.Bence insan gerçekten birini seviyorsa onun için ölmemeli, onun için sonuna kadar yaşamalı ve savaşmalıdır.Sevgi de böyledir hiç bir zaman bitmez.Hatta ölünce bile bitmez.Çünkü ruhlar ölmez.Sonsuza kadar yaşarlar.
Gerçek sevdalılar birbirine yıllar sonra da hiç sıkılmadan,bıkmadan, zarar gelmemesi endişesiyle bakarlar.Saçlarına karlar yağdığı zaman bile sevgileri destansılıktan ödün vermez.
.Melekler gerçek sevenleri sonsuza kadar korur.
Şimdi size soruyorum tüm kalbinizle cevap verebilir misiniz?Aşk diye bir şey var mıdır? alinti
2/5/2008

Anlamalıydım, ben üzüldüğümde kılını kıpırdatmamandan, sadece işin düştüğünde aramandan. “N’aber, nasılsın” lâfının arkasına “Bir görüşelim mi?” ekleyememenden,anlamalıydım sevgisizliğini…
Ben, seni görmek için sınırlarımı zorlarken, senin umursamamandan, alaycı konuşmalarından, ya da senden vazgeçerim diye korkup önüme bir parça yem atmandan anlamalıydım…
Ben, hayatta hiç kimseye bu kadar sabırlı bu kadar mülayim davranmamıştım oysaki.
Severdim özgürlüğümü, asi olmayı, bir bardak suda fırtınalar koparmayı, kimseye hesap vermemeyi… Bir bunları severdim bir de seni sevdim…
Sevgilin değil sevdiğin olmayı istedim…. Ilk defa biri benden hesap sorsun istedim, bir açıklama beklesin.
Bu biraz açık değil mi ya da “Hayır bir yere gitmiyorsun, evde oturuyorsun” dan başka bir şeydi bu… Beni sorgula, duygularımı sorgula istedim. Olmadı…
Ne kadar da kolaydım senin için, ne kadar da zahmetsiz…
Tabiiki, bocalardın, emindin düzgün insan olduğumdan hayatında hiç karşına çıkmamış kadar düzgün, emindin seni çok sevdiğimden ve düşündüğümden....öyle olmasaydı her probleminde ilk beni arar mıydın?
Nedenleri, niyeleri merak etmedim hiç, inan etmedim…
Bu kadar sevgisizliğinde seni nasıl bu kadar sevdim, onu merak ettim. Benim için ne düşündüğünü, beni nasıl gördüğünü, sendeki beni merak ettim…
Artık hayal kurmuyorum, geçmişe bu kadar bağlı olmamın sebebi; o zaman çok mutlu olmam bunu biliyorum…
Şimdi tekrar başlasak da, yalnızlığı paylaşsak da sana gönlümü açabilir, gözüm kapalı güvenebilir miyim sanıyorsun?
Şimdi artık tek başınayım… Hiç değilse hakkını veriyorum yalnızlığın. iki kişilik kocaman bir boşluktansa sensizliği ve yalnızlığı yeğlerim…
Artık kendimi görmemek için aynalara bakmıyorum, üşürüm diye kazağını giymiyorum, ağlarım diye türkü söylemiyorum. Belki de sen haklısın!
Artık ben bile kendimi sevmiyorum…
alinti

|
| | 
|
|
|